"Bin kılıç darbesine göğüs gerebilen ancak imparatoru tahtından devirebilir."

6 Temmuz 2010 Salı

Yugoslav Devrimi ve Tito

Yugoslavya sözcüğünün Türkçe karşılığı “Birleşik Güney Slavya”dır.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük başarılar gösteren Tito Yugoslav ordusunun başarılı bir subaydı.
Tito 1936’da İspanya İç Savaş için gönüllüler topladı.
İspanya’dan sağ dönen gönüllüler ve komünist Üniversite öğrencileri daha sonra partizan savaşının önde gelen kadrolarını oluşturacaklardı.
Tito yeraltında örgütlenen Yugoslav Komünist Partisi’nin önder kadrolarından biri olmuştu.
Tito Komünist Partisi’nin işbirlikci hanedana karşı örgütlenmesi ve savaşması gerektini savunuyordu.
1937’de parti genel sekreterliğine getirilen Tito 1941’de Yugoslavya’nın Almanlar tarafından işgali üzerine direnişin örgütlenmesine girişti.
Temmuz 1941’de kurulan Yugoslavya Halk Kurtuluş Savaşı Partizan Birlikleri Genelkurmay Başkanlığına getirildi.
Tito Yugoslav devriminde iki temel strateji izledi.
1-Bütün milliyetlerden ve dinlerden Yugoslavya halkını Yugoslavya’ nın kurtuluşu ve bağımsızlığı programının etrafında birleştirmek.
2-Kurtuluş savaşı için bütün milliyetlerden ve dinlerden halkı geniş bir halk cephesinde örgütlemek.
Sırbistan’ da işciler, subaylar ve öğrenciler içinde örgütlendi.
Bu arada Yugoslav ordusunun en önemli komutanlarından biri olan S.Dolanc partizanlara katılmaya karar verdi.
Tito daha sonra Hırvatistan’a geçti. Burada Hırvat oluğundan da yararlanarak örgütlendi.
Slovenya’da ise bir kadın kahraman Ana Kolar ön plana çıkmıştı.
Ana Kolar bir kadın partizan komutan olarak Sloven direnişini örgütlüyordu.
Tito da Yugoslavya’nın ünlü Neretva direnişini örgütledi. Tito,artık bir halk kahramanı olmuştu.
Tito da içinde olmak üzere pek çok devrimci Birinci Dünya Savaşında en önde savaşmış olmalarına karşın halk hareketinin başına geçememişlerdi..
Tito Birinci Dünya Savaşında kazandığı deneyimlerle İkinci Dünya Savaşı öncesinde yeni bir örgütlenme gerçekleştirmiş ve çevresine bütün milliyetlerden önemli güçleri ve isimleri toplamıştı.
Özellikle Bosna ve Kosova’da özel bir çaba gösteren partizanlar bu iki bölgede önemli aileleri saflarına çekmeyi başarmışlardı.
Partizanlar Tito’nun komutasında Neretva’da, Hırvatistan’da,Kosova’da Faşist saldırganları püskürttüler.
Partizanlar kazanmışlardı.
Bu savaşta işcileri,köylüleri askerleri, öğrencileri, Müslümanları, Ortodoksları ve Katolikleri aynı örgüt çatısında toplayan Yugoslavya Birleşik Komünist Partisi’nin temel sloganı “kardeşlik ve birlikti”.
Yugoslav Devrimi ve Sovyetler Birliği
Yugoslav direnişinin başarıya ulaşmasından sonra Tito Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyetinin Başkanı oldu.
Partizan savaşının başlamasından itibaren Tito’nun Stalin’le ilişkileri diğer Doğu Avrupa Ülkelerinin Komünist Partilerinden farklı bir biçimde gelişti.
Yugoslav Devrimi kendi halkının gücüne dayanan ve Yugoslav halkının kendi eseri olan bir devrimdi.
Yugoslav Devrimi bu yönüyle Çin Devrimine benziyordu.
Yugoslav devrimi de Çin Devrimi gibi Stalin'in politikalarına karşın gerçekleşti.
Tito ve YKP, kendisini bağımsız bir hareketin önderi ve bağımsız bir devletin başakanı olarak görüyordu.
Partizanlar kendi direniş hareketlerinin hedefleriyle Sovyetler Birliği’nin uluslararasındaki çıkarlarının çeliştiğini savaş boyunca yaşayarak görmüşlerdi.
Tito bağımsız bir ekonomi, bağımsız bir devlet politikasını savunduğu için Sovyetler Birliği’yle anlaşmazlığa düştü.
Halkın yönetime katılmasının en geniş ölçüde gerçekleşmesi ve yönetimin kolektif birimler eliyle yürütülmesi anlamına gelen özyönetim uygulamasının öncüsü olan Tito, uluslararasında da bloksuzlar ve bağlantısızlar hareketinin öncüsü oldu.
Kaynaklar:
-Sosyalizm ve Sosyal Mücadeleler Ansiklobedisi,Cilt 3,Sy:969
-Komintern'den Kominforma,F.Claudin,Belge Yay.sy:245
 (Genç Adımlar Dergisi,Sy:8 Mayıs 2009 )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder